وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَىٰكُمْ فَأَصْبَحْتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
İşte Rabbinizi böyle sanmanız sizi mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَىٰكُمْ فَأَصْبَحْتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
İşte Rabbinizi böyle sanmanız sizi mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
'Allah konuştuklarımızı duyar mı?' diyen üç kişi
22–23Buhârî ve Müslim'de İbn Mes'ûd'dan nakledildiğine göre Kâbe'nin yanında, ikisi Kureyşli biri Sakîfli (veya ikisi Sakîfli biri Kureyşli), anlayışı kıt üç kişi aralarında konuşuyordu. Biri "Allah konuştuklarımızı duyuyor mu?" dedi; bir diğeri "Yüksek sesle konuşursak duyar, kısarsak duymaz" diye karşılık verdi. Bunun üzerine, "Siz; kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınarak gizlenmiyordunuz. Fakat Allah'ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz" meâlindeki âyetler indi.
Buhârî 4816; Müslim 2775
Surenin nüzul ortamı
Sure geneliFussilet Mekkî'dir ve orta-geç Mekke dönemine tarihlenir. Rivayete göre Utbe b. Rebîa'nın Kureyş adına Hz. Peygamber'e mal ve makam teklif etmesi üzerine Peygamber'in ona bu sureyi okumasıyla ilişkilendirilir. Kur'an'a karşı kibirle kulak tıkayanların tutumu eleştirilir.
Klasik tefsir mukaddimeleri; siyer kaynakları
· Âyet
/
Yalnızca hizmetin çalışması için zorunlu ve tercihlerinizi hatırlayan çerezleri kullanıyoruz. Analitik, reklam veya izleme çerezi yok.