İçeriğe geç
Qurandia

المدثر

Müddessir · Bürünen

Mekkî · 56 âyet · Nüzul sırası 4

يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ ١

Ey örtüye bürünen!

قُمْ فَأَنذِرْ ٢

Kalk da uyar.

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ ٣

Rabbini yücelt.

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ ٤

Giydiklerini temiz tut.

وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ ٥

Kötü şeyleri terke devam et.

وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ ٦

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ ٧

Rabbin için sabret.

فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ ٨

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ ٩

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ ١٠

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا ١١

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا ١٢

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

وَبَنِينَ شُهُودًا ١٣

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا ١٤

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ ١٥

Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;

كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا ١٦

Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.

سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا ١٧

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ ١٨

Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ ١٩

Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ ٢٠

Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!

ثُمَّ نَظَرَ ٢١

Sonra baktı;

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ ٢٢

Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;

ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ ٢٣

Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.

فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ ٢٤

"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ ٢٥

"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ ٢٦

İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ ٢٧

Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?

لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ ٢٨

O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.

لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ ٢٩

İnsanın derisini kavurur;

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ ٣٠

Orada ondokuz bekçi vardır.

Yükleniyor…
MA

· Âyet

/

Yalnızca hizmetin çalışması için zorunlu ve tercihlerinizi hatırlayan çerezleri kullanıyoruz. Analitik, reklam veya izleme çerezi yok.